
Hani derler ya; sabahlara kadar aşkının şiddetinden uykusu kaçmamış, ağlamaktan gözleri acıdığı yandığı için bir türlü uykuya teslim olamamış, özlemekten karnına ağrılar girmeden sabahlara kadar hayal kurmamış kimse, nöbetini bitirip devreden geceyle, olacaklara sabırsız yeni günün buluşmasının güzelliğini hiç bilmemiş hiç görmemiştir…
Bizse hep erteledik düşlerimizi yeni güne kavuşan gecenin güzelliğini göre göre, aslında varlığını bile bile.. oysa sen de bilirdin aşkı, keza ben de.. doğru insanı aramakla geçmiş ömürlerdi bize rastlayanlar. Hep aşktan ezilmiş, gözleri kör olmuş yüreklere çarptı körebe oynayan bedenlerimiz. Avuçlarımızda hep sevdiklerimizin eli değil de soğuk kar taneleri vardı belki de. Yeni bir şarkıda gülen yüzler, bizim için yazılmış sözler.. sokakta hep mi sevdiğine benzeyen yüzler yürürdü insanın?
Oysa sen de bilirdin aşkı, keza ben de…
O gece bir yağmur bu kadar hızlı yağabilir demiştin yüzüme son kez bakmadan önce… ben son nefesini koklamadan, siluetin yavaş yavaş kaybolmadan hemen önce… hani şu onu sevdiğin beni üzmek istemediğin yalanını söylemeden hemen önce… hani yoluma devam etmemi, üzülmemi görmek istemediğini ekledikten biraz önce… akan gözyaşımı silmenden yıllar önce… elini kaldırman bir asır gibi gelmeden yüzyıllar önce…
Bense senin aşkı bildiğini, yeni doğan günün geceyi terk etmesinin güzelliğini hep gördüğünü sanırdım..
Oysa sen de bilirdin aşkı, keza ben de…
Hep aç yürekler şimdi. Kimse doyuramaz ki kimseyi.. her gözde şefkat aramaksa aptallık.. Birbirini incitmek için aşk oyunu yapan insanlar volta atarken, her defasında içi sızlayan günün geceye kavuşmasını bilenler kendilerine sıcak bir yuva arıyor şimdi. Allah’ın gazabından korumasının dilendiği aç yürekler saldırıyor meydanlara. Ama sen… farklı olan kimdi bilinmez.. sen ya da ben.. ne fark eder işte. Kader hep buluşturur demiştik hani.. olacaksa bir gün olacaktır. Ama zaman… zaman parçaladı yüzlerce aşkı bugüne kadar. Zaman esamesini okutmadı onca büyük aşkın… ama sen…
Oysa işte sen de bilirdin aşkı, keza ben de…
Kanatları emanet verilmiş yarın ölecek bir kelebek düşün…uçmaktan yorgun düşmüş gelir bi çiçeğin dalına konar.. çiçek mi suçludur kelebeğin aşkından? Kelebek gönlü yorgunken sıcak bir sığınak bulmuş ve onu kaybetmek istememektedir… fakat yarın ölecektir… çiçek mi suçludur kelebeğin aşkından?
Bir kelebek düşün… can çekişen çiçeğinin sıcak kucağında… gözleri yarı açık acıdan…kara bir yorgan gibi kaplayan gökyüzünü gece, nöbetini bırakıyor işte yeni güne… kelebek görür bu buluşmanın güzelliğini… çiçekse hiç görmez kelebeğin ruhunu tanrıya verdiğini…
Bizse hep erteledik düşlerimizi yeni güne kavuşan gecenin güzelliğini göre göre, aslında varlığını bile bile.. oysa sen de bilirdin aşkı, keza ben de.. doğru insanı aramakla geçmiş ömürlerdi bize rastlayanlar. Hep aşktan ezilmiş, gözleri kör olmuş yüreklere çarptı körebe oynayan bedenlerimiz. Avuçlarımızda hep sevdiklerimizin eli değil de soğuk kar taneleri vardı belki de. Yeni bir şarkıda gülen yüzler, bizim için yazılmış sözler.. sokakta hep mi sevdiğine benzeyen yüzler yürürdü insanın?
Oysa sen de bilirdin aşkı, keza ben de…
O gece bir yağmur bu kadar hızlı yağabilir demiştin yüzüme son kez bakmadan önce… ben son nefesini koklamadan, siluetin yavaş yavaş kaybolmadan hemen önce… hani şu onu sevdiğin beni üzmek istemediğin yalanını söylemeden hemen önce… hani yoluma devam etmemi, üzülmemi görmek istemediğini ekledikten biraz önce… akan gözyaşımı silmenden yıllar önce… elini kaldırman bir asır gibi gelmeden yüzyıllar önce…
Bense senin aşkı bildiğini, yeni doğan günün geceyi terk etmesinin güzelliğini hep gördüğünü sanırdım..
Oysa sen de bilirdin aşkı, keza ben de…
Hep aç yürekler şimdi. Kimse doyuramaz ki kimseyi.. her gözde şefkat aramaksa aptallık.. Birbirini incitmek için aşk oyunu yapan insanlar volta atarken, her defasında içi sızlayan günün geceye kavuşmasını bilenler kendilerine sıcak bir yuva arıyor şimdi. Allah’ın gazabından korumasının dilendiği aç yürekler saldırıyor meydanlara. Ama sen… farklı olan kimdi bilinmez.. sen ya da ben.. ne fark eder işte. Kader hep buluşturur demiştik hani.. olacaksa bir gün olacaktır. Ama zaman… zaman parçaladı yüzlerce aşkı bugüne kadar. Zaman esamesini okutmadı onca büyük aşkın… ama sen…
Oysa işte sen de bilirdin aşkı, keza ben de…
Kanatları emanet verilmiş yarın ölecek bir kelebek düşün…uçmaktan yorgun düşmüş gelir bi çiçeğin dalına konar.. çiçek mi suçludur kelebeğin aşkından? Kelebek gönlü yorgunken sıcak bir sığınak bulmuş ve onu kaybetmek istememektedir… fakat yarın ölecektir… çiçek mi suçludur kelebeğin aşkından?
Bir kelebek düşün… can çekişen çiçeğinin sıcak kucağında… gözleri yarı açık acıdan…kara bir yorgan gibi kaplayan gökyüzünü gece, nöbetini bırakıyor işte yeni güne… kelebek görür bu buluşmanın güzelliğini… çiçekse hiç görmez kelebeğin ruhunu tanrıya verdiğini…
angelus
No comments:
Post a Comment