24.4.07

KuRşUnİ ReNkLeR


Bir sabah saçlarımı okşayıp da rüzgar

İzlerini sürüp de gidecek beyaz beyaz

Ve güneş aynaya baktığımda çizgilerden

Yeni bir yüz gösterecek üzülerek biraz

Yok olmaz erken daha

Biraz geç kalın ne olur

Hiç hazır değilim henüz

Ne olur baharlarımı bırakın bir süre daha

Tanıdık değil bana güz

Yok olmaz dur

Dur gidemezsin

Gözlerimin rengi dur

Bulutlara dönemezsin

Yok alamazsın

Beni deli zaman

Ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin

O gün başka renkte ağaracak biliyorum

Ve zorla değil ya o rengi hiç sevmiyorum

Ne olur sanki biraz daha zaman verseniz

Yıllar öfkenizi hiç mi hiç anlamıyorum

11.4.07

yağmur....


Öyle bir andı ki o an; an demeye bin şahit isterdi.. rüyaydı, hayaldi bizim için.. hep ulaşmak istediğimiz, gözlerimizin bile sevinçten yandığı bir zaman parçasıydı.. bitmez demedik başkalarının aksine. Biterdi bir gün nasıl olsa bitecekti.. bitti...
O gün yağmur yağıyordu.. yağmur aşk demekti bazıları gibi bizim için de.. yağmur bütün acıları silip süpürürdü yüreklerde..
Gittin gideli hiç yağmur yağmadı biliyor musun?
Hiçbir damla silip süpürmedi kimsenin çığlıklarını... ve biz burada, geride kalanlar ayrılık kelimeleriyle dolmuş deniz çukurlarında feryat figan boğuluyoruz.. dibe batmamak için geçmişe güzel günlere sarılıyoruz.. o kadar az ki mutluluk, onun gibi eriyoruz..
Tanrı unutmadı bizi henüz.. aklının bir köşesine kazılı hala adımız.. ve bağırsak ulaşır ona fısıltılarımız.. her şey için şimdilik sadece sabır...
O gün yağmur yağıyordu.. yağmur aşk demekti.. melekler taşıyordu her bir damlayı gül yüzümüze düşmeden önce..
Sen gittin melekler bile küstü, gücendi halimize..
Gökkuşağı bile sillesini çarptı yüzümüze..
Gittin gideli hiç yağmur yağmadı biliyor musun?
Hiçbir damla silip süpürmedi kimsenin çığlıklarını... ve biz burada, geride kalanlar ayrılık kelimeleriyle dolmuş deniz çukurlarında feryat figan boğuluyoruz.. dibe batmamak için geçmişe güzel günlere sarılıyoruz.. o kadar az ki mutluluk, onun gibi eriyoruz..


AnGeLuS

8.4.07

Azraille Aldatmak...

Bir, günü çoktan sıyırmış akşama daha çok sarılmış akşamüstü saatte, koskoca bir mezarlıkta sevdiğinin mezarına sarılmış, gözyaşını onun kalbine akıttığını sanan genç bir kadın, bu kez onlara ağlayan bulutlardan düşen yağmurla titremiş, üşümesin diye sevdiğinin toprağını bedeniyle örtüyordu… ve yine de içten içe sevdiğinin onu Azrail’le aldattığını düşünüyordu…
**********
Avuçlarımın arasında kaldı az önce solmuş yüzün.. gökyüzü mavisi göz bebeklerin senin sandığın beyaz bulutlara dikili kaldı son nefesinde.. ve yüzümden bir damla düştü senin gül yüzüne…
ama ben sana hak veremedim sen son nefesini verirken.. bilerek yoruldun savaşmaktan, bilerek bıktın usandın didişmekten Azraille.. ertelemekten vazgeçtin, gelecekse gelsin ölüm dedin bile bile…
**********
Üzerimde yüreğimin karanlığı gibi simsiyah renkler vardı seni uğurlamaya geldiğimde. Önce başka bir dilden dualar okundu sen orada öylece yatarken. Keşke dedim o zaman; keşke ne dediklerini anlayabilseydik. Keşke ben duamı anlatabilseydim yanımda elimi tutanlara. Sahi dua etsem geri gelir miydin o an? Sonra gözlüklerimi çıkardım seni son kez daha iyi görebilmek için. Çıktım karanlıkta kalmış zihnimden. Nasıl olsa ağlamıyorum dedim içimden. Son sözüne sadık kaldım.
Üzerine topraklar atılırken, sen beyazlar içinde, ben tek bir şey düşünüyordum; sen orada üşüyor muydun? Metrelerce toprak altında titriyor muydun? Başın sağolsunlar dilenirken ben sadece yanına girip, kendimi de toprağın altına atıp yanına kıvrılıp uyumayı düşünüyordum. Ben sana sarılınca üşümezdin o zaman.. duyuyor musun şimdi? Seninle ölmeyi düşünüyordum sen gittiğin an…
**********
Herkes gitti bak bir ben kaldım başucunda sadık bir köpek gibi. Çok denediler bizi ayırmayı birkaç saat önce. Yılmadım kaldım seninle. Yukarıdan biri gelip seni alır diye mezarının başına çivi gibi çaktım kendimi. Çünkü daha çok erkendi.. hani hatırlıyor musun? Beraber gideceğimiz yerleri, birlikte alıp sırayla okuyup değiş tokuş yapacağımız kitapları, saatlerce inanılmaz bi kararlılıkla yapacağımız tartışmaları, aynı kulaklıktan dinleyeceğimiz şarkıları… Her şey yarım kaldı. Sen bi aptallık yapıp beynine yerleşmesine izin verip düşman bi parçanın beni arkanda bırakıp bencillikle çekip gittin.. çabuk vazgeçtin.. sen sevgilim Azraili bana tercih ettin... ama bak ben başındayım hala. Elimdeki çiçekler bile soldu sen toprağın altına girdin gireli.. ben hala solmadım. Bir tek damla düştü gözümden günlerdir, o da sen gözlerini kapamaya bile fırsat bulamadan kaparken hayatının kapısını açılmamak üzere…
Ben gözlerimi seninle birlikte gömdüm bu öğlen.. bir daha kimseye bakmamak için.. hava kararıyordu.. hayatta olsan hadi geç kalma eve dön diyeceğin bi saatti. Umursamadım. Çünkü beni umursayacak kişi birkaç metre aşağıda kalmıştı artık. Sonra yüzümü aramızda metrelerce toprak olmasa yaslayabileceğim göğsüne ama şimdi zemine bıraktım usulca.. sesini duymaya çalıştım… ağlayacaktım işte. Sen bana verdiğin sözü tutmamış çekip gitmişken ben neden ağlamayayım diye sordum kendime. Sonra evet diyip bir de hak verdim kendi kendime. Ağladım ağladım ağladım sonunda… ben gözyaşlarımı kalbine akıtırken toprağına dayalı yüzüm, belki bikaç gün sonra kalbin bir filiz verir diye düşündüm… sonra titredim üşümüştüm.. kim bilir sen nasıl üşüyordun…
**********
Bir, günü çoktan sıyırmış akşama daha çok sarılmış akşamüstü saatte, koskoca bir mezarlıkta sevdiğinin mezarına sarılmış, gözyaşını onun kalbine akıttığını sanan genç bir kadın, bu kez onlara ağlayan bulutlardan düşen yağmurla titremiş, üşümesin diye sevdiğinin toprağını bedeniyle örtüyordu… ve yine de içten içe sevdiğinin onu Azrail’le aldattığını düşünüyordu…

Angelus 23.02.07 20:14

7.4.07

unuttun mu?


“Unuttun mu ki sanki?” dedi.
“Unutmadım sadece gömdüm. Diğerlerine yaptığım gibi..” dedim..
Unutmak istemiyorum ki diyemedim....
Unutursam başkalarına haksızlık olur da diyemedim...
Sonra imalı bir şekilde bakıp; “İçindeki mezarlık gittikçe büyüyor yani...” dedi..
Hiç böyle düşünmemiştim..

Belki de bundandır saatler sonra bile dalıp gitmemin nedeni...


angelus

4.4.07

noluoooo


Aslında bu yazı daha kapsamlı bişeydi ama tekrar yazısı ancak bu kadar olabiliyor işte. Çünküm internet sayfası kapandı ve yazdığım en az bir sayfa kadarlık yazı hooooppp die uçuverdi... neyse.

Baktım ki 5 gündür yazı yazamıyorum.. gerçekten 5 gündür hiç böyle bir word sayfası açıp beyaz kağıdı siyah karıncalarla doldurmamışım ya da 5 gündür hiç mesela hep yanımda taşıdığım kağıt kalemime otobüste falan sarılmamışım.. 5 gün olmuş. Bilmiyorum galiba monoton hayatları olan, iniş çıkış yaşamayan insanlar yazı yazamıyorlar gibi geliyo bana. Çünkü kardeşim düşünsene yaşadığın duyguları sürekli bir başka duyguyla kıyaslaman gerekiyo ki bunun mutluluk ya da acı olduğunu anlayabilesin.. eğer yazamıyorsam monotonlaşıyor muyum? Iyhhhh sırtımdan aşağı soğuk bir ürpertii....

En büyük korykularımdan biriydi kendimi tekrar etmek.. bir gün oturduğumda sayfanın başına aklıma daha önce yazdığım yazılardan cümleler gelmesi düşüncesi korkuturdu beni.. açıkçası son günlerde böyle cümleler gelmiyor değil aklıma.. neyse boşverdim.. zamana bıraktım. Sonuçta yazamamaktan korkan bir yazar değilim, yazamamaktan korkan bir yazmayı sevenim... o kadar basit...

Arkamda şu an hatırla sevgilinin acıklı sahnelerinde çalan müziğinden çalıyor. Hakkaten de insanın içini böyle bir garip yapıyor..

Neyse... kendinize iyi bakın... ben öyle yapıyorum... artıkkk napıyoruzzz hep beraberrrrr kendimiz içinnn yaşıyoruzzzzzzz....

yeter bu kadar=)