30.10.07


Aynı hiçlik yol alırdı işte kanlarımızda..

Yalnızlık kol gezerdi damarlarımızda..

Oyuncak bir bebek misali çabucak kırıldığında,

Değmeye kıyamayan eller bulurdun kucağında..

Gülen yüzler,

Verilen sözler,

Hepsinin sahte olduğu aslında,

Ne zaman gelecekti aklına?

Hadi kat dağları azığına,

Yık şehirleri ardından,

Koy bütün hayalleri bavuluna,

Gidiyorsan eğer;

Yaşanacak birşey bırakma bana!!

Penceren baktığında ilk gördüğün hayal kırıklığıysa,

Onun adını ver hiç doğmayacak çocuğumuza..

İçinde hala biraz ümit kırıntıları kaldıysa,

Hayalinde sarıl, gerçek olmayana...

İlla gideceğim diyorsan o başka..

Yüreğimi çıkarıp atsam sonsuz kuyulara,

Unutmaz ki seni, boşuna çaba..

Ama şimdi;

Gideceksen eğer dönme yeniden bana,

Hem küllenmiş bir kalp kor olur mu bir daha???


seeelüüüünnn

23.10.07


Elleri hala ellerimdeydi bir oyun gibi, gökyüzüne baktığımda.. neydi? Ya nerden gelmişti? Gidişleri nereyeydi? Gökyüzü aynı gökyüzü, hala maviydi.. neden peki güneşin salıverdiği huzmeler bi garip gelmekteydi? Tüm uğraşımız “hele bir gece olsun” üzerineydi.. yıldızları tutalım, kayarlarsa şansımıza dileklerimizi salalım alacakaranlığına gecenin diye. Halimizi görürlerdi, zaten bir tek onlar bilirlerdi. Bütün gece gözlerimize değerlerdi. Bundan tüm uğraşımız gece olsun diyeydi..
Her şey güzel, özlemek mi eyvallah, ama kokunun yerini hiçbir şey tutmuyor demişti zamanında birileri. Bu beden anlamamış önceleri.. hangi koku geçmişi sildirebilirdi? Ve hangi içten dilin söyledikleri bir kalbe bu kadar değerdi?
Özlemek, kolay olanı seçmekti.. özlüyorum demek savaşmadan ölmek demekti.. gözlerini salıp gelebileceği yollara beklemek, ömründen ömür feda etmekti.. gelmeyeceğini bilmek, acıyı yoktan var etmekti.. peki hiç gelmeyen aslında neden beklenirdi? Tutunup bir bulutun ucuna, asılıp yıldızın kayan bir kuyruğuna, binip bir yağmur damlasına, uçup kar tanesinin soğukluğunda gelmesini beklemek, boşa ümitlenmek aptallık değildi de ya neydi?
İşte belki tam da bu, sevmekti…
Sonsuza kadar bekleyebileceğini bilmekti bir türlü gelmeyi aslında hiç bilmeyeni…
Kapanırsa perdeler bir daha hiçbir ümitli yüreğe başını yaslayamamaktı acıtan, sancıtan.. harabelere yığıp yüreğini, hayatın güzel olduğunu söyleyenlere bir fiske atmaktı elinin tersiyle… yemin etmek defalarca yüreğine, bir daha böylesine acıtmam seni diye.. diz çökmek bütün büyük bitmeyen sevdaların önünde… için tamda bir koca mezarlığa dönmüşken sevip sevip gömdüklerinden, bir başka elin kıvrımında dolaşmasıydı elinin..
Ama bu farklı dedin kendine.. inanmış gibi…
Değilse neydi?
Nerden gelmişti?
Bir kader onu sana böylesine nasıl getirebilirdi?
Nasıl böylesine sevmişti, sevdirmişti?
Bütün güzel şeyler yalan gibiydi..
Çünkü her şey gerçek olamayacak kadar güzeldi..
Tamam işte bir melek avuçlarına bırakıp onu gitmişti… dualarını tanrıdan önce duyan bir melek tutup elinden onu sana getirmişti.. “al” demişti, “hediyen bu.. bunca acıyı çektin, her şeye göğüs gerdin, öyleyse hakkın sevilmek artık.. ama onu üzdüğün anda gidecek, yerini bir daha kimselere söylemeyecek.. hediyeler böyledir.. ondan sıkılırsan bir anda bitecek…” sıkılmam da diyemedi.. bana yapılanı yapmam da diyemedi.. gülümsedi.. sadece “ben de insanım” diyebildi “hata yaparım herkes gibi.” Melek bir adım geri çekilip izledi.. “ bazı insanların olmazmış hata yapma şansları.. sen de onlardan birisin. Yolunu seç, kendin bilirsin..” Niye beni bulur tüm zorluklar da diyemedi.. bilirdi bazı insanlara hayat daha zor gelirdi.. başını eğdi, melekte diğer kalpleri taşımak için birbirine, gitti..
İşte böleydi.. bütün hikayesi bitmişti..
Yeni bir kalpteydi kalbi.. yeni bir elin kıvrımlarında kayboluyordu elleri..
Bitmediği sürece bitmem dedi.. yüzyıllar sonra yeniden gülümsedi..
Fark etmedi, nasıl bir kader onu sevdiğine getirmişti…
__seellüüünnn__

15.10.07

???

Bulutları devirerek ardından, gitmek istedi uzağa. Arkasında kalanları yağmurlara terk etti ve gitti. Nereye? Kime gitsindi, bilemedi. Kendisine güneşi vaat etti, arkasında kalanlara yağmur… ve gitti. Kara bulutlardan şimşekleri, yıldırımları bırakarak yadigar, gitti. Kendisine doğan güneşin sonsuzluğuna aldandı, üşümem güneşin pamuk sıcaklığında, diye düşündü hep. Yalnızlığında boğulup da yokluk krizlerine tutulacağını bilemedi hiç. Sadece gitti. Hayatın anne şefkatiyle saracağına inandı. Bilemedi güneşin zaman gelip de kendisi gibi terk edebileceğini. Zamansızdı aslında gidişi. Düşünmedi ilerisini ve gitti. Penceresi başka yöne geçince hayatta, güneş kaybettirince kendisini, anladı hayata hükmetmenin güçlüğünü. Korktu hayatın kötü yüzünden....

ezgimmmmiiinnnn<3

11.10.07


Herkes yalan dedi dilim..

Döndüm baktım geriye

Ne vardı elde kalan;

Hariç tuttuğum acıdan?

En büyük dert herkes varken

Aslında kimse olmaması yanında..

Beklemeye mahkum edildi yüreğin,
Küçük bi yanlışla..

Ve o yanlış şimdi

Sürgünlere vurdu tekrar bu bedeni...

Suçlu bensem,

Cezayı da ben çekiyorum...

Uzanıyor, tutamıyorum..

İstiyor, bulamıyorum...

Seviyor, sahip olamıyorum...

Acı çekip kimselere derdimi anlatamıyorum..

Suçlu bensem,

Cezayı da ben çekiyorum...

Herkes kanarken yüreğinin yarım kalmış karanlığında,

Kimseyi görmeden,

Kimseyi bilmeden,

Hiç kimselere ağlıyorum...


Angelus