23.10.07


Elleri hala ellerimdeydi bir oyun gibi, gökyüzüne baktığımda.. neydi? Ya nerden gelmişti? Gidişleri nereyeydi? Gökyüzü aynı gökyüzü, hala maviydi.. neden peki güneşin salıverdiği huzmeler bi garip gelmekteydi? Tüm uğraşımız “hele bir gece olsun” üzerineydi.. yıldızları tutalım, kayarlarsa şansımıza dileklerimizi salalım alacakaranlığına gecenin diye. Halimizi görürlerdi, zaten bir tek onlar bilirlerdi. Bütün gece gözlerimize değerlerdi. Bundan tüm uğraşımız gece olsun diyeydi..
Her şey güzel, özlemek mi eyvallah, ama kokunun yerini hiçbir şey tutmuyor demişti zamanında birileri. Bu beden anlamamış önceleri.. hangi koku geçmişi sildirebilirdi? Ve hangi içten dilin söyledikleri bir kalbe bu kadar değerdi?
Özlemek, kolay olanı seçmekti.. özlüyorum demek savaşmadan ölmek demekti.. gözlerini salıp gelebileceği yollara beklemek, ömründen ömür feda etmekti.. gelmeyeceğini bilmek, acıyı yoktan var etmekti.. peki hiç gelmeyen aslında neden beklenirdi? Tutunup bir bulutun ucuna, asılıp yıldızın kayan bir kuyruğuna, binip bir yağmur damlasına, uçup kar tanesinin soğukluğunda gelmesini beklemek, boşa ümitlenmek aptallık değildi de ya neydi?
İşte belki tam da bu, sevmekti…
Sonsuza kadar bekleyebileceğini bilmekti bir türlü gelmeyi aslında hiç bilmeyeni…
Kapanırsa perdeler bir daha hiçbir ümitli yüreğe başını yaslayamamaktı acıtan, sancıtan.. harabelere yığıp yüreğini, hayatın güzel olduğunu söyleyenlere bir fiske atmaktı elinin tersiyle… yemin etmek defalarca yüreğine, bir daha böylesine acıtmam seni diye.. diz çökmek bütün büyük bitmeyen sevdaların önünde… için tamda bir koca mezarlığa dönmüşken sevip sevip gömdüklerinden, bir başka elin kıvrımında dolaşmasıydı elinin..
Ama bu farklı dedin kendine.. inanmış gibi…
Değilse neydi?
Nerden gelmişti?
Bir kader onu sana böylesine nasıl getirebilirdi?
Nasıl böylesine sevmişti, sevdirmişti?
Bütün güzel şeyler yalan gibiydi..
Çünkü her şey gerçek olamayacak kadar güzeldi..
Tamam işte bir melek avuçlarına bırakıp onu gitmişti… dualarını tanrıdan önce duyan bir melek tutup elinden onu sana getirmişti.. “al” demişti, “hediyen bu.. bunca acıyı çektin, her şeye göğüs gerdin, öyleyse hakkın sevilmek artık.. ama onu üzdüğün anda gidecek, yerini bir daha kimselere söylemeyecek.. hediyeler böyledir.. ondan sıkılırsan bir anda bitecek…” sıkılmam da diyemedi.. bana yapılanı yapmam da diyemedi.. gülümsedi.. sadece “ben de insanım” diyebildi “hata yaparım herkes gibi.” Melek bir adım geri çekilip izledi.. “ bazı insanların olmazmış hata yapma şansları.. sen de onlardan birisin. Yolunu seç, kendin bilirsin..” Niye beni bulur tüm zorluklar da diyemedi.. bilirdi bazı insanlara hayat daha zor gelirdi.. başını eğdi, melekte diğer kalpleri taşımak için birbirine, gitti..
İşte böleydi.. bütün hikayesi bitmişti..
Yeni bir kalpteydi kalbi.. yeni bir elin kıvrımlarında kayboluyordu elleri..
Bitmediği sürece bitmem dedi.. yüzyıllar sonra yeniden gülümsedi..
Fark etmedi, nasıl bir kader onu sevdiğine getirmişti…
__seellüüünnn__

2 comments:

yetkinsarica said...

aslında hikayeler hiç bitmiyor selincim.yalnızca karakterler değişiyor.biz de o karakterler içinde kendimizi kaybediyoruz.gözümüzü açtığımızda artık çok geç oluyor.herkes her şey bambaşka bir şekle bürünüyor...

AnGeLuScELiNe said...

bilmem.. belki de bi hikaye bitip bi hikaye başlıyordur öteki bittiği anda.. allah bozmasın hikayemi:)