29.11.07

ŞEHİRLERARASI AŞK


Bir parçanın hep eksik kalmasıdır.

Başı sonu özlemdir. Msn denen programa tapınmayı gerektirir.

Dokunmak istersin aradaki yüzlerce kilometre duvar olur karşında. Arada gelmeleri, gitmelerin asla yetmez. Ona sarıldığında kokusunu içine çekerken bile ayrılacağın an aklından gitmez. Kısa ama kelimelere sığmaz mutluluğun trenin son anonsuyla kedere dönüşür. Gitme diyemezsin gitmesi gereklidir. O da sana kal diyemez... Hep bir sürüncede geçer, her anın her saniyen onu düşünerek dolar. Delicesine merak edersin. Kızarsın söversin lanet okursun ta ki sesini duyana kadar. Sonra bununla yetinmeyi öğrenirsin... Kimbilir kaç zaman daha böyle sürer? Aşk işte... Vazgeçemediğinden katlanman gerekir.

Bir mucize bekler durursun.


(Alıntıdır)

13.11.07

korkmayın



herşey şimdilik çok sakin..

herkes fazlasıyla suskun..

bakalım bundan sonra ne olucak?

merak etmeyin;

kendime bile güvenmiyorum..

korkacak hiçbi şey yok..

zamanı geldiğinde

zamana hoşgeldin dicez,

içeri buyur edicez.

sonra üzerine kapıyı kilitleyip o görmeden küfür edicez..

ama şimdilik

korkmayın, bir şey yok...

selüüünn

30.10.07


Aynı hiçlik yol alırdı işte kanlarımızda..

Yalnızlık kol gezerdi damarlarımızda..

Oyuncak bir bebek misali çabucak kırıldığında,

Değmeye kıyamayan eller bulurdun kucağında..

Gülen yüzler,

Verilen sözler,

Hepsinin sahte olduğu aslında,

Ne zaman gelecekti aklına?

Hadi kat dağları azığına,

Yık şehirleri ardından,

Koy bütün hayalleri bavuluna,

Gidiyorsan eğer;

Yaşanacak birşey bırakma bana!!

Penceren baktığında ilk gördüğün hayal kırıklığıysa,

Onun adını ver hiç doğmayacak çocuğumuza..

İçinde hala biraz ümit kırıntıları kaldıysa,

Hayalinde sarıl, gerçek olmayana...

İlla gideceğim diyorsan o başka..

Yüreğimi çıkarıp atsam sonsuz kuyulara,

Unutmaz ki seni, boşuna çaba..

Ama şimdi;

Gideceksen eğer dönme yeniden bana,

Hem küllenmiş bir kalp kor olur mu bir daha???


seeelüüüünnn

23.10.07


Elleri hala ellerimdeydi bir oyun gibi, gökyüzüne baktığımda.. neydi? Ya nerden gelmişti? Gidişleri nereyeydi? Gökyüzü aynı gökyüzü, hala maviydi.. neden peki güneşin salıverdiği huzmeler bi garip gelmekteydi? Tüm uğraşımız “hele bir gece olsun” üzerineydi.. yıldızları tutalım, kayarlarsa şansımıza dileklerimizi salalım alacakaranlığına gecenin diye. Halimizi görürlerdi, zaten bir tek onlar bilirlerdi. Bütün gece gözlerimize değerlerdi. Bundan tüm uğraşımız gece olsun diyeydi..
Her şey güzel, özlemek mi eyvallah, ama kokunun yerini hiçbir şey tutmuyor demişti zamanında birileri. Bu beden anlamamış önceleri.. hangi koku geçmişi sildirebilirdi? Ve hangi içten dilin söyledikleri bir kalbe bu kadar değerdi?
Özlemek, kolay olanı seçmekti.. özlüyorum demek savaşmadan ölmek demekti.. gözlerini salıp gelebileceği yollara beklemek, ömründen ömür feda etmekti.. gelmeyeceğini bilmek, acıyı yoktan var etmekti.. peki hiç gelmeyen aslında neden beklenirdi? Tutunup bir bulutun ucuna, asılıp yıldızın kayan bir kuyruğuna, binip bir yağmur damlasına, uçup kar tanesinin soğukluğunda gelmesini beklemek, boşa ümitlenmek aptallık değildi de ya neydi?
İşte belki tam da bu, sevmekti…
Sonsuza kadar bekleyebileceğini bilmekti bir türlü gelmeyi aslında hiç bilmeyeni…
Kapanırsa perdeler bir daha hiçbir ümitli yüreğe başını yaslayamamaktı acıtan, sancıtan.. harabelere yığıp yüreğini, hayatın güzel olduğunu söyleyenlere bir fiske atmaktı elinin tersiyle… yemin etmek defalarca yüreğine, bir daha böylesine acıtmam seni diye.. diz çökmek bütün büyük bitmeyen sevdaların önünde… için tamda bir koca mezarlığa dönmüşken sevip sevip gömdüklerinden, bir başka elin kıvrımında dolaşmasıydı elinin..
Ama bu farklı dedin kendine.. inanmış gibi…
Değilse neydi?
Nerden gelmişti?
Bir kader onu sana böylesine nasıl getirebilirdi?
Nasıl böylesine sevmişti, sevdirmişti?
Bütün güzel şeyler yalan gibiydi..
Çünkü her şey gerçek olamayacak kadar güzeldi..
Tamam işte bir melek avuçlarına bırakıp onu gitmişti… dualarını tanrıdan önce duyan bir melek tutup elinden onu sana getirmişti.. “al” demişti, “hediyen bu.. bunca acıyı çektin, her şeye göğüs gerdin, öyleyse hakkın sevilmek artık.. ama onu üzdüğün anda gidecek, yerini bir daha kimselere söylemeyecek.. hediyeler böyledir.. ondan sıkılırsan bir anda bitecek…” sıkılmam da diyemedi.. bana yapılanı yapmam da diyemedi.. gülümsedi.. sadece “ben de insanım” diyebildi “hata yaparım herkes gibi.” Melek bir adım geri çekilip izledi.. “ bazı insanların olmazmış hata yapma şansları.. sen de onlardan birisin. Yolunu seç, kendin bilirsin..” Niye beni bulur tüm zorluklar da diyemedi.. bilirdi bazı insanlara hayat daha zor gelirdi.. başını eğdi, melekte diğer kalpleri taşımak için birbirine, gitti..
İşte böleydi.. bütün hikayesi bitmişti..
Yeni bir kalpteydi kalbi.. yeni bir elin kıvrımlarında kayboluyordu elleri..
Bitmediği sürece bitmem dedi.. yüzyıllar sonra yeniden gülümsedi..
Fark etmedi, nasıl bir kader onu sevdiğine getirmişti…
__seellüüünnn__

15.10.07

???

Bulutları devirerek ardından, gitmek istedi uzağa. Arkasında kalanları yağmurlara terk etti ve gitti. Nereye? Kime gitsindi, bilemedi. Kendisine güneşi vaat etti, arkasında kalanlara yağmur… ve gitti. Kara bulutlardan şimşekleri, yıldırımları bırakarak yadigar, gitti. Kendisine doğan güneşin sonsuzluğuna aldandı, üşümem güneşin pamuk sıcaklığında, diye düşündü hep. Yalnızlığında boğulup da yokluk krizlerine tutulacağını bilemedi hiç. Sadece gitti. Hayatın anne şefkatiyle saracağına inandı. Bilemedi güneşin zaman gelip de kendisi gibi terk edebileceğini. Zamansızdı aslında gidişi. Düşünmedi ilerisini ve gitti. Penceresi başka yöne geçince hayatta, güneş kaybettirince kendisini, anladı hayata hükmetmenin güçlüğünü. Korktu hayatın kötü yüzünden....

ezgimmmmiiinnnn<3

11.10.07


Herkes yalan dedi dilim..

Döndüm baktım geriye

Ne vardı elde kalan;

Hariç tuttuğum acıdan?

En büyük dert herkes varken

Aslında kimse olmaması yanında..

Beklemeye mahkum edildi yüreğin,
Küçük bi yanlışla..

Ve o yanlış şimdi

Sürgünlere vurdu tekrar bu bedeni...

Suçlu bensem,

Cezayı da ben çekiyorum...

Uzanıyor, tutamıyorum..

İstiyor, bulamıyorum...

Seviyor, sahip olamıyorum...

Acı çekip kimselere derdimi anlatamıyorum..

Suçlu bensem,

Cezayı da ben çekiyorum...

Herkes kanarken yüreğinin yarım kalmış karanlığında,

Kimseyi görmeden,

Kimseyi bilmeden,

Hiç kimselere ağlıyorum...


Angelus

26.9.07


her birliktelik, kalbinin emzirecegi bir yeni bebektir.

once emeklemeyi, sonra yurumeyi ogretmen gerekir..

kalbindeki sutu tuketmediler mi?

bezen hic baslamamasi, bir gun bitmesinden iyidir..

cunku beraberlik yaslanirken, bir terkedir genclesir.

seni hic terketmediler mi?



aslinda dostluklar da kardanadam gibidir..

eriyecekleri bile bile insa edilir..

kapim neden hic calmiyor artik?

fotograflardaki insanlar hatirliyor mu beni?
isimleri neydi?yuzleri cok tanidik..

yalniz kalmak.. bir ilac midir?

yoksa hastaligin ta kendisi mi?

isigi gorunce karanliga kaciyorum hemen, bocekler gibi..

bir seye cok uzun sure bakarsan, onu gormemeye basliyorsun.

hayat, keske bu kadar etobur olmasaydi..

iste sen.. kurbanlarindan korkan bir kanli zalim bicak..

iste sen.. kendi golgesinden bile korkan bir paranoyak..

iste sen.. kirik cam ustunde yalinayak.. ve cirilciplak..

iste sen.. kalbi coktan iflas etmis kimsesiz bir kardiyak..

iste sen..



Zakkum...

16.9.07

sensiz olamam


Denizdeki beyaz köpük

Yağmurun ilk damlası

Kederlerim demlenir

Çayım keklik kanı

Fırtınaya hazır mevsim

Sindi kış havaya

Kar kapattı aramızı

Bir küçücük odada


Gel de al kalbimi

Hazırım kanmaya her defa

Dayanamaaaaam,dayanamam


Ölüm gelir başım üstüne

Çekerim derdi dert üstüne

Dayanırım inan herşeye

Sensiz olamam

7.9.07

Ne derdin???


şimdi ben sana kalkıp bişeyler karalasam.. ne dersin? ne diyeceğimi sana değil de buralara sölesem? aslında sana hiçbişey söylememiş olsam gerçekte? senin kendi gerçeğinde.. benim varolduğundan kimsenin haberinin olmadığı hayallerimi alıp götürdüğünde yüreğinle birlikte, ne hissettim bir de söyleyebilsem, ne derdin? ama söyleyemem.. buna yetecek kadar cümlem yok çünkü.. bunu anlatıcak kelimelerim, yakışıcak tam oturacak harflerim yok.. iyisi mi sen öylece bak yüzüme.. ben aklımdan geçireyim yine varolduğunu bilmediğin hayallerimi.. belki görürsün gözlerimden geçerken arkanda bıraktığın felaketler silsilesini.. ben sana şimdi tutup bişeyler söylesem olmaz.. yazsam karalasam seni anlatamaz.. bağırsam çağırsam bana yakışmaz.. iyisi mi sen bak yüzüme.. belki görürsün gözlerimden geçerken hatıralar silsilesini..


ama bir de oku bak Can Dündar'ımız ne demiş?

"Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başı içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün. Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım. "Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum da. Neler yazmışım diye merakımdan.

Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende."


Can DÜNDAR

30.8.07

.....

hayatta en çok istediğim şeyi başaramadım..
yazarlık okuycaktm..
bunun eğitimiini alıcaktım..
kendi kanatlarımla uçacaktım...
yapamadım..
onun yerine onların bana layık bulduğu kanatlarla uçucam..
beceremedim..
en ucuna kadar geldim, her aşamayı geçtim..
ama beceremedim..
bir daha yazar mıyım bilmiyorum..
uzun süre yazamam sanırım..
olmadı....

13.8.07

gecenin gümüşleri=)


Her karanlığa inat gecenin gümüşten zincirleri tuttu bu akşam yüreğimi!!..

Dedi ki gel ey vurgun sevgili!!

Ancak bizde tamir olur en avunmaz yaralar..

Aç kalbini bakalım, görelim içinde ne var?

Açtım kalbimi bende tüm saklı kalmışlara inat..

Birde ne göreyim?

Boylu boyunca biri uzanmakta,

Hem de pek rahat!!

Gecenin gümüşleri tutup çekti içmden o umarsız kimseyi..

Birde durup üstüne "Kusura bakma" dedi,

"Rahatsız da ettik seni."

Gecenin gümüşten zincirleri yeryüzüne indirdi sonra beni..

Anladım o gümüşlerle tamir olurmuş en avunmaz yaralar..

Durdum, bir de baktım gökyüzüne,

Aman ne çoklar..!!!


AnGeLuS

28.7.07

uçuoozz muu??


HERŞEYİN BAŞLAMASINA YA DA HERŞEYİN TÜM HAYALLERİN SONA ERMESİNE SADECE 23 GÜN KALDI... EĞER BU SINAVI GEÇEBİLİRSEM ÖYLE Bİ İNANICAM Kİ İSTEDİĞİM HERŞEYİ BAŞARABİLDİĞİME İŞTE O ZAMAN BENİ KİMSE TUTAMİCAK... İSTEDİĞİM KADAR UZAĞA UÇABİLİCEĞİMİ GÖRÜCEM..

SADECE 23 GÜN...

HEP BİRLİKTE BEKLİYORUZ...


Selin....

27.6.07

Even In Death





"even in death".. Tim Burton'ın The Nightmare Before Christmas filminin soundtracki.. evanescence tarafndan seslendirildi. ben hayatımda bana sözleri bu kadar dokunan bir yabancı şarkı duymadım.. tavsiye ederim... sevgilisinin öldüğüne hala inanmayan bir kadının ağzından yazılmış şarkı.. ben öldüğüne inanıyorum.. sadece çok özledim...


Give me a reason to believe that you're gone


I see your shadow so


I know they're all wrong


Moonlight on the soft brown earth


It leads me to where you lay


They took you away from me but now I'm taking you home




I will stay forever here with you


My love


The softly spoken words you gave me


Even in death our love goes on




Some say I'm crazy for my love,


Oh my love


But no bonds can hold me from your side,


Oh my love


They don't know you can't leave me


They don't hear you singing to me




I will stay forever here with you


My love

The softly spoken words you gave me

Even in death our love goes on
AND I CAN'T LOVE YOU ANYMORE THAN I DO..

__People die, but real love is forever.__


22.6.07

YALAN AŞK


Hayallerin uzak,
Aşkın yasak,
Gözlerinin en büyük tuzak,
Sevginin haram olduğu çöle sürdüm kendimi...
Etrafımda ne yalancılar,
Ne hayalciler,
Ne aşk hırsızları,
Nede sevgi katilleri var.
Zaman öğle ile akşam arasında kalmış,
Hükümsüz bir ikindi vakti...
Gözlerim;
Ölüme 5 dakika kala seni aramakta sanki...
Bir isyan koparttım gökyüzünde..!
Bir yağmur yağdırdım çöl ortasında.
Ayaklarım çamura,
Ellerim kana,
Kalbim sana bulandı...
Kanlı ellerim seraptaki sana uzandı,
Dilim adına, Adın dilime dolandı,
Benim en zor aşkım senle olandı,
Beni benden alan senin olandı,
Benim en son nefesim senle kalandı...
Demek büyük aşkın Yalandı...
Yalandı...

OKANNN

16.6.07

CİLVE

Kaş üstünde yolum kesik, kaş hançer
Ölü karanlıklar uyandı..
Cilve tuzağına düştüm seher seher
Yanaklar cennete boyandı..
İliklerime girdi zehir gözler,
Zifir gözler,
Kafir gözler...

Dışı tenha insanın içi mahşer
Işığım kara kara yandı..
Bie ince işmar can damarıma neşter
Kirpik geldi ruha dayandı
Ecelime susattı iksir gözler,
Zifir gözler,
Kafir gözler...

Ömer Lütfi Mete

çok hoşuma gitti bu sözler çooookkkk.. abim sağolsun can damarıma basıp Ömer Lütfi Mete'nin "GÜLCE" kitabını almış. ewet gülce önemlidir benim için. hatta bi zamanlar kızım olursa gülce koyucam ismini bile demiştim yani. o derece.. nyse bu da o kitaptan bir şiir işte.. çok hoşuma gitti.. siz de görün istedim=))

6.6.07

noluoo kii

SANIRIM ARTIK YAZAMIYORUM!!!!!
neden? mutlu olduğum için mi? acı mıydı yoksa kelimeleri önümde hizaya sokan? ben tüm hayatımı yazmak üzerine kurmayı planlarken nasıl terkeder ki beni yarı yolda? ben bu işin okulunu bile okumayı düşünürken; neden hiç içimden yazmaya dair bir istek gelmiyor? normalde şu zamanlarda oturup harıl harıl yazı yazmam çalışmam gerekirken neden boş word sayfalarına bişiler yazıp yazıp siliyorum? hadi boş word sayfalarını geçtim sadece benm olan bana özel olan bloga dahi neden boş boş bakıyorum? niye gelip gelip kaçıyor cümleler aklımdan? ya ben hayatımı kurucam bunun üzerine daha ötesi var mı?
acaba yanlış mı yapıyorum? belki de sandığım ve sandıkları kadar bilmiyorumdur bu işi. belki zaten sınavlarda çuvalliyacağmdır. belki o zaman hepten soğuyacağm yazıdan yazmaktan...
aslında içimde o kadar çok şey var ki!! aslnda o kadar şey var ki söylemek istediğim. mutluyum, daha doğrusu huzurluyum.. ama yetiyor mu? bilmiyorum. yine gelgitler başladı. "kıymetini bilmelisin" diyor ezgim.. "Kimse beni böyle sevmedi diyorsan kıymetini bilmelisin" diyor. ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum. çıktık bir kere yola.. herkes imrenerek bakıyor, doğru.. ya benim imrenerek baktıklarım? ben doyumsuz bir insan mıyım diye düşünmeye başladım.. gerçekten ya da belki tüm insanların doğasında vardır. benim için değişmeye hazır herşeyiyle, değişti de.. elle tutulur gözle görülür bi şekilde. ama ya ben hiç değişmezsem? o böyle sürekli değişr de ben hep olduğum yerde sayarsam? yazık olmaz mı o büyüüüüüüüükkkkkk sevgiye? her zamanki gibi hçibirşey bilmiyorum. "Kıymetini bil, üzme" diyor ezgim. kıymetini biliyorum.. üzmemeye çalışıyorum.. ona baktığımda gözlerinde kendimi görüyorum.. sımsıcak aşkla dolu yapışmış sanki oraya hiçbir yere gidemez gibi. hele yakından bakınca, diğer tüm insanlar yok oluyor sanki.. bir tek bana kurulmuş bir dünya.. çok hoş..çokkkk... peki ben napıyorum? sadece gözlerinde kendimi görebilmek için gözlerine bakıyorum.. onu görebilmek için değil.. sadece kendimi görebilmek için.. "olsun" diyor "gözlerime bakta, o da yeter...".
yazamıyorum dedim ama belki de bir kere başlamak gerekiyormuş. zaten yazmaktan kastım böyle anı defteri gibi bişeyler karalamak değil. eskisi gibi hikayeler yazmak, senaryolar yazmak falan. neyse sonuna kadar okuyabilenlere teşekkür ederim.. ben gittim hoşçakalın..

30.5.07

Tutamadın kendini. Baktın yine kaçak kaçak. Gözlerine inmişti azrail. Göremedin içindeki seni. Göremedin içindeki kendi derdini. Karardı gönlün. Sandın ki kapattın gözlerini ebediyete ve yeniden açtın sevdiğinin mahkumiyetine. Ondan böyle ölüm bakıyordu yüzün. Ondan böyle son gibi duruyordu gülüşün. Çünkü gözlerine inmişti azrail. Ve hayatın bir ucunda asılı duruyordun. Her santimde daha bir yakınlaşıyordun kurtulmaya. Kurtuldukça dibe batıyordu ellerin.. sen bugüne dek nerdeydin? Hangi masum yalanların koynunda kıvrıldı yüreğin? Ve neden hep böylesine zalim olmuştu sevdiğin.. bilemedin. Bilsen de kendine söyleyemedin. Gözlerinin açıldığı kirpiklerinin uzandığı bir tek hayal kırıklığıydı. Tutamadın ellerinle gittiği yeri.
Şimdi yeni gülüşler doğsa da yeni sabahlarda pencerene, hep kıyasla düşlerini önceki büyüyüşlerde. Süt beyaz olmasada griye döner gibi yüreğin yeni yeni.. tek bir ufuk değilmiş gördüğün, yeni ufuklar keşfettin bir tek sana doğmuş güneşlerle.. ve hayatını tümden değiştirmeye hazır bir yürek bekliyor kapında.. sen her ne kadar değişeceğine inanmasan da belki diyor yüreğin. Kaldırılabilir bir yük değil ilk defa taşıdığı. Çünkü gelip yüreğine düştü acısı, sancısı. Öyle bir dert ki çektiği kimse yardım edemez ona senden başka. Ama sen de girersen bu yükün altına birlikte ezilir narin yürekleriniz. En iyisi gözlerine bakmamak bir daha. Değişse de hayatı, birleşse de acıdan dağılmış tüm parçaları, sözlerine kanmamak bir daha. O yüzden sen bugüne dek nerdeydin demene rağmen yine, herzaman olduğu gibi, tekrar, bir daha,son defa veda edip yol almak var dilinin ucunda...ölümün ucunda.. hayatın o asılı kaldığın ucunda..


(bunu yazdıktan birkaç hafta sonra onun için evet dedim. başıma ne geleceğini, geleceğimin iyi bir gelecek olma ihtimalini bilmeden, kaybetmeyi, kazanmayı, elde etmeyi, sevmeyi, sevilmeyi, kıskanmayı kıskanılmayı ve daha bir çok duyguyu hiç kafama takmadan sadece istediğim ve istediği için evet dedim. bu o kadar güzel bir duyguymuş ki tavsiye ederim. çok mutluyum. ummadık taş baş yarar sözüne de harfiyen katılıyorum.. en ummadık insanda en ummadık duygu;huzur... gerçekten çok huzurluyum.)

AnGeLus

25.5.07

İDAM


Boynumda ipek urgan, asilliğim soyumdan..

Ya da cellat geçirmiş kara bezini yüzüne; baltası da bir elinde..

Veya elektriğe mahkum bir sandalyede başımda ıslak sünger..

Hepsinde son dileğimdin..

Binlerce kez idam edildim aşkından..

Hepsinde son dileğimdin.

Gözlerim seni aradı, geç mi kaldın yoksa bütün ömrüme?

Gelmedin,

Nerelerdeydin?

Kim ne dediyse dedi sevgili..

Binlerce kez idam edilirim yine aşkından..

Ama sen yeter ki bil;

İçindeki aşkı benim öldürmediğimi...
AnGeLuS

Mavi bir gece çöker üstüme yokluğunun ertesi..

Üzüntüm gidişin değil merak etme;

Yokluğunun yaratacağı enkaz..

Yani ben..

Yani bir kere hayatım demiş bulunduğun bu beden..

Zaman yitip gitmiş oysa elden..

Gülü öpen bülbülü akbaba sanan bu gözlerden hiçbir hayır gelmez şimdi..

Sen iyisi mi terket beni..

Yalnızlığım vursun yüzüme ne çıkar?

Yine öderim diğer ödenen aşkların bedeli gibi..

Saçlarım dağılsın deryalara,

Ardından el salladığım gemilere kılavuzluk ederken..

Sen bir kez daha terkedip giderken,

Gül kokun beynime kazılı,

Gözyaşım düşer kara toprağa..

Bir çiçek filizlenir belki ardından,

Yapraklarında adımız yazılı...

Sen unutsan, ben unutsam yine de bitmez bu aşk.

Belalımızdır en azılı....


AnGeLus

12.5.07

istiorum seniiiiiiiiiiiiiiiiiiiii


allahhhh rızasııı için görenlerin duyanların buraya haber vermesi recaa olunur.. kendisini gördüm beğendim istiyorum sevabına artık yaparsınız bişelerr nolur beaa=) biz ona kısaca Kermitli Adidas diyoruz siz ne dersiniz bilemem artıkk..=)))




bak tutuyorum sözünü


Hani derdin ya hep; “kimseye güvenme, kimseye bağlanma, kimseye inanma..” tavsiyelerin geçte olsa yerini buldu emin ol. Ben arkamdan ağlayanlara bile güvenmiyorum artık. Sahtedir belki diyorum gözlerinin yaşı, inanmıyorum. Doğru kişiye doğru zamanda doğru mu davranıyorum bilmiyorum ama belki de yanlış kişilere yanlış zamanlarda rastlıyor, yanlış şeyler söyleyip yanlış bir şekilde kendime bağlıyorum. Ne kadar yaralı olursam olayım yine de umut veren oluyorum ya da verilen. İnan bana böyle olmasını ben istemiyorum. Çoğu zaman zaten yaralıyken çıkar karşına birileri. Sıcağı sıcağına anla diye sanırım kendine yarattığın geçmişi. Ama kan revan içindeyken bile yürek yeni gelene iyi ki varsın diyebiliyor. Hele bir de tüm çabasıyla sarmaya çalışıyorsa yaralarını(büyüklüğü değil önemli olan, zaten büyükte değil) ve sana bütünüyle ömrünü sunuyorsa, her şeyim canım bile senindir diyebiliyorsa, seni her halinle kabul edip sadece onun olmanı istiyorsa ve bunun için her ne kadar çok erkende olsa, ikinizin de geçmişini silip sana geleceğini hediye ediyorsa, onun için önemli olan senin geleceğini falan hediye etmen değil de sadece sesini duymasıysa ne yapılmalıdır?
İnanmalı mıdır yeni gelene?
Herkese bir şans verilmeli diyip inanmalıdır normalde..
Ama ben tutuyorum sözünü..
Doğru zamanda doğru kişi bile olsa, olsun varsın..
Sadece iyi ki varsın diyorum..
İnanmış gibi yapıyor ama inanmıyorum..
Güvenmiş gibi yapıyor güvenmiyorum..
Çünkü aslında herkes bir şeylere geç kalmıştır, biliyorum..
O da beni sevmeye çok geç kalmış işte diyip kendimi kandırıyorum..
Tek yapmadığım şey ise; seviyormuş gibi yapmak..
Onda sadece sevmiyormuş gibi yapıp gerçekten sevmiyorum...
Angelus

6.5.07

Bak Artık Bir Ruhum!!


ağlama sevgili
beceremedim doyurmayı seni benle,
gitmek gerçekten gerekliydi...
üzülme sevgili,
vedaları da vardır baharların,
yaprak dökümünü yaşarsın istemesen de...
vazgeçmek için zamansızız belki de.
ama yetemediği yerde, gitmelidir sevgili.... s
açlarımı kestirmek hiç aklımdan geçmezdi.
demek ki birşeyler olmuş bana ki
senin kıyamadıklarına kıyar olmuşum.
aynaya bakamayacağım bu geceden sonra.
saçlarımı taramayacağım. s
enin dokunmaya kıyamadığına ben kıydım sevgili.
demek ki bitmiş ve aklıma gelmemişsin...
bu yüzden seni sevdiğimi sanmama rağmen gitmeliyim sevgili.
vadesi dolmuş günlerimizin sana güldüğüm, öldüğüm sana.
düşünme sevgili, düşünülmeyi haketseydim, yanında olurdum...
ve vesi yok ki... gittim, kıydım zamansız.
hangi bahanenin ardına sığınabilirim ki şimdi.
değmezim hiçbirşeye!
yalnızlığın adil değil...
ama benim ki adil sanırsam ki... ben seçtim!
yok oluşumun tarihçesinde,
bana eşlik etmiyor çok zamandır varlığın.
bu yüzden küstüm sevgili,
seni sevemeyişime inat, varlığımın hazzını yüreğime yasakladım.
artık seni koyamadığım düşüncem de, ben de yokum.
çünkü sensiz; yakan bir korum...
belki de hepsinden öte, yalnızlığını kör kuyulara haykıran,
dolunayın şahit olduğu, bir hayalet ruhum.
hala hayattayım belki de, peki sen; varlığımdan haberdar mısın?

OKAN....

(mekanın cennet olsun canım çünkü sen bir tek oraya yakışırsın)

24.4.07

KuRşUnİ ReNkLeR


Bir sabah saçlarımı okşayıp da rüzgar

İzlerini sürüp de gidecek beyaz beyaz

Ve güneş aynaya baktığımda çizgilerden

Yeni bir yüz gösterecek üzülerek biraz

Yok olmaz erken daha

Biraz geç kalın ne olur

Hiç hazır değilim henüz

Ne olur baharlarımı bırakın bir süre daha

Tanıdık değil bana güz

Yok olmaz dur

Dur gidemezsin

Gözlerimin rengi dur

Bulutlara dönemezsin

Yok alamazsın

Beni deli zaman

Ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin

O gün başka renkte ağaracak biliyorum

Ve zorla değil ya o rengi hiç sevmiyorum

Ne olur sanki biraz daha zaman verseniz

Yıllar öfkenizi hiç mi hiç anlamıyorum

11.4.07

yağmur....


Öyle bir andı ki o an; an demeye bin şahit isterdi.. rüyaydı, hayaldi bizim için.. hep ulaşmak istediğimiz, gözlerimizin bile sevinçten yandığı bir zaman parçasıydı.. bitmez demedik başkalarının aksine. Biterdi bir gün nasıl olsa bitecekti.. bitti...
O gün yağmur yağıyordu.. yağmur aşk demekti bazıları gibi bizim için de.. yağmur bütün acıları silip süpürürdü yüreklerde..
Gittin gideli hiç yağmur yağmadı biliyor musun?
Hiçbir damla silip süpürmedi kimsenin çığlıklarını... ve biz burada, geride kalanlar ayrılık kelimeleriyle dolmuş deniz çukurlarında feryat figan boğuluyoruz.. dibe batmamak için geçmişe güzel günlere sarılıyoruz.. o kadar az ki mutluluk, onun gibi eriyoruz..
Tanrı unutmadı bizi henüz.. aklının bir köşesine kazılı hala adımız.. ve bağırsak ulaşır ona fısıltılarımız.. her şey için şimdilik sadece sabır...
O gün yağmur yağıyordu.. yağmur aşk demekti.. melekler taşıyordu her bir damlayı gül yüzümüze düşmeden önce..
Sen gittin melekler bile küstü, gücendi halimize..
Gökkuşağı bile sillesini çarptı yüzümüze..
Gittin gideli hiç yağmur yağmadı biliyor musun?
Hiçbir damla silip süpürmedi kimsenin çığlıklarını... ve biz burada, geride kalanlar ayrılık kelimeleriyle dolmuş deniz çukurlarında feryat figan boğuluyoruz.. dibe batmamak için geçmişe güzel günlere sarılıyoruz.. o kadar az ki mutluluk, onun gibi eriyoruz..


AnGeLuS

8.4.07

Azraille Aldatmak...

Bir, günü çoktan sıyırmış akşama daha çok sarılmış akşamüstü saatte, koskoca bir mezarlıkta sevdiğinin mezarına sarılmış, gözyaşını onun kalbine akıttığını sanan genç bir kadın, bu kez onlara ağlayan bulutlardan düşen yağmurla titremiş, üşümesin diye sevdiğinin toprağını bedeniyle örtüyordu… ve yine de içten içe sevdiğinin onu Azrail’le aldattığını düşünüyordu…
**********
Avuçlarımın arasında kaldı az önce solmuş yüzün.. gökyüzü mavisi göz bebeklerin senin sandığın beyaz bulutlara dikili kaldı son nefesinde.. ve yüzümden bir damla düştü senin gül yüzüne…
ama ben sana hak veremedim sen son nefesini verirken.. bilerek yoruldun savaşmaktan, bilerek bıktın usandın didişmekten Azraille.. ertelemekten vazgeçtin, gelecekse gelsin ölüm dedin bile bile…
**********
Üzerimde yüreğimin karanlığı gibi simsiyah renkler vardı seni uğurlamaya geldiğimde. Önce başka bir dilden dualar okundu sen orada öylece yatarken. Keşke dedim o zaman; keşke ne dediklerini anlayabilseydik. Keşke ben duamı anlatabilseydim yanımda elimi tutanlara. Sahi dua etsem geri gelir miydin o an? Sonra gözlüklerimi çıkardım seni son kez daha iyi görebilmek için. Çıktım karanlıkta kalmış zihnimden. Nasıl olsa ağlamıyorum dedim içimden. Son sözüne sadık kaldım.
Üzerine topraklar atılırken, sen beyazlar içinde, ben tek bir şey düşünüyordum; sen orada üşüyor muydun? Metrelerce toprak altında titriyor muydun? Başın sağolsunlar dilenirken ben sadece yanına girip, kendimi de toprağın altına atıp yanına kıvrılıp uyumayı düşünüyordum. Ben sana sarılınca üşümezdin o zaman.. duyuyor musun şimdi? Seninle ölmeyi düşünüyordum sen gittiğin an…
**********
Herkes gitti bak bir ben kaldım başucunda sadık bir köpek gibi. Çok denediler bizi ayırmayı birkaç saat önce. Yılmadım kaldım seninle. Yukarıdan biri gelip seni alır diye mezarının başına çivi gibi çaktım kendimi. Çünkü daha çok erkendi.. hani hatırlıyor musun? Beraber gideceğimiz yerleri, birlikte alıp sırayla okuyup değiş tokuş yapacağımız kitapları, saatlerce inanılmaz bi kararlılıkla yapacağımız tartışmaları, aynı kulaklıktan dinleyeceğimiz şarkıları… Her şey yarım kaldı. Sen bi aptallık yapıp beynine yerleşmesine izin verip düşman bi parçanın beni arkanda bırakıp bencillikle çekip gittin.. çabuk vazgeçtin.. sen sevgilim Azraili bana tercih ettin... ama bak ben başındayım hala. Elimdeki çiçekler bile soldu sen toprağın altına girdin gireli.. ben hala solmadım. Bir tek damla düştü gözümden günlerdir, o da sen gözlerini kapamaya bile fırsat bulamadan kaparken hayatının kapısını açılmamak üzere…
Ben gözlerimi seninle birlikte gömdüm bu öğlen.. bir daha kimseye bakmamak için.. hava kararıyordu.. hayatta olsan hadi geç kalma eve dön diyeceğin bi saatti. Umursamadım. Çünkü beni umursayacak kişi birkaç metre aşağıda kalmıştı artık. Sonra yüzümü aramızda metrelerce toprak olmasa yaslayabileceğim göğsüne ama şimdi zemine bıraktım usulca.. sesini duymaya çalıştım… ağlayacaktım işte. Sen bana verdiğin sözü tutmamış çekip gitmişken ben neden ağlamayayım diye sordum kendime. Sonra evet diyip bir de hak verdim kendi kendime. Ağladım ağladım ağladım sonunda… ben gözyaşlarımı kalbine akıtırken toprağına dayalı yüzüm, belki bikaç gün sonra kalbin bir filiz verir diye düşündüm… sonra titredim üşümüştüm.. kim bilir sen nasıl üşüyordun…
**********
Bir, günü çoktan sıyırmış akşama daha çok sarılmış akşamüstü saatte, koskoca bir mezarlıkta sevdiğinin mezarına sarılmış, gözyaşını onun kalbine akıttığını sanan genç bir kadın, bu kez onlara ağlayan bulutlardan düşen yağmurla titremiş, üşümesin diye sevdiğinin toprağını bedeniyle örtüyordu… ve yine de içten içe sevdiğinin onu Azrail’le aldattığını düşünüyordu…

Angelus 23.02.07 20:14

7.4.07

unuttun mu?


“Unuttun mu ki sanki?” dedi.
“Unutmadım sadece gömdüm. Diğerlerine yaptığım gibi..” dedim..
Unutmak istemiyorum ki diyemedim....
Unutursam başkalarına haksızlık olur da diyemedim...
Sonra imalı bir şekilde bakıp; “İçindeki mezarlık gittikçe büyüyor yani...” dedi..
Hiç böyle düşünmemiştim..

Belki de bundandır saatler sonra bile dalıp gitmemin nedeni...


angelus

4.4.07

noluoooo


Aslında bu yazı daha kapsamlı bişeydi ama tekrar yazısı ancak bu kadar olabiliyor işte. Çünküm internet sayfası kapandı ve yazdığım en az bir sayfa kadarlık yazı hooooppp die uçuverdi... neyse.

Baktım ki 5 gündür yazı yazamıyorum.. gerçekten 5 gündür hiç böyle bir word sayfası açıp beyaz kağıdı siyah karıncalarla doldurmamışım ya da 5 gündür hiç mesela hep yanımda taşıdığım kağıt kalemime otobüste falan sarılmamışım.. 5 gün olmuş. Bilmiyorum galiba monoton hayatları olan, iniş çıkış yaşamayan insanlar yazı yazamıyorlar gibi geliyo bana. Çünkü kardeşim düşünsene yaşadığın duyguları sürekli bir başka duyguyla kıyaslaman gerekiyo ki bunun mutluluk ya da acı olduğunu anlayabilesin.. eğer yazamıyorsam monotonlaşıyor muyum? Iyhhhh sırtımdan aşağı soğuk bir ürpertii....

En büyük korykularımdan biriydi kendimi tekrar etmek.. bir gün oturduğumda sayfanın başına aklıma daha önce yazdığım yazılardan cümleler gelmesi düşüncesi korkuturdu beni.. açıkçası son günlerde böyle cümleler gelmiyor değil aklıma.. neyse boşverdim.. zamana bıraktım. Sonuçta yazamamaktan korkan bir yazar değilim, yazamamaktan korkan bir yazmayı sevenim... o kadar basit...

Arkamda şu an hatırla sevgilinin acıklı sahnelerinde çalan müziğinden çalıyor. Hakkaten de insanın içini böyle bir garip yapıyor..

Neyse... kendinize iyi bakın... ben öyle yapıyorum... artıkkk napıyoruzzz hep beraberrrrr kendimiz içinnn yaşıyoruzzzzzzz....

yeter bu kadar=)

31.3.07

GİDİYORUM...

İşte gidiyorum
Birşey demeden

Arkamı dönmeden

Şikayet etmeden

Hiçbirşey almadan

Birşey vermeden

Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum

Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde

Yürüyorum sanki senin yanında

Sesin uzaklaşır herbir Adımda

Ayak izim kalmadan gidiyorum

Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı

Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı

Bana kimse sen gibi sarılmadı

Işığımız sönmeden gidiyorum


Kazım Koyuncu

30.3.07

Zaten....


Zaten bildiği bişeyi neden bilmiyormuş gibi yapıp saklama ihtiyacı duyar ki insan? Neden kaçınır kendi yüzüne vurmaktan başkalarının gerçeğini? Sen bir hataysan sadece onun için neden dövünüp durur gözlerinin ucunda kalmış yaşlar? Zaten hep bildiğin acaba mı dediğin bir gerçeği niye vuramazsın kendi yüzüne? Başkaları acıtırken kanatırken canını sen neden hazırlamazsın kendini tüm söyleneceklere?
Zaten bildiğin bişeyi neden bilmiyormuş gibi yaptın ki sen? Niye izin verdin oyalamalara? “zaman” diyen dillere niye inandın o zaman? Arada kaynayıp git diye, onun acısını yüreğinde yaşadıysan bile seni silebilsin diye yapılanlara niye kandın? Çok hatalısın, çok acıyacak yüreğin yine.. aşkına falan değil ama.. gururuna ağlayacak bu kez gözlerin.. onun kayboluşuna, farkında olmadıysan da kahroluşuna... yara bandı görevindeydi yüreğin.. sen gördün onun kanayan yüreğini, kanarken yüreğin.. kimse anlamadı ama yaptığın iyiliği.. olsun sen devam et yoluna güzelim.. yine kimse anlamayacak ne istediğini, kimden ne beklediğini.. ama bu sefer kanma “Zaman” yalanlarına.. hiç kimse için, başkalarının kalbini kırıpta söylendiği gibi, “oyalanma”...


AnGeLuS

26.3.07

Biterken Her Şey....


Her şey gelirdi aklıma biliyor musun? Geldi de.. Ellerinin ayrılabileceği bir gün ellerimden, ya da suretinin terk edeceği gözlerimi.. Ya da ne bileyim.. Bir bütün olarak bir gün çekip gidebileceğin.. Korkak alıştırmışım kendimi ben.. Halihazırda her şeye hazır. Olabilecek her şeye hazırlıklı ama bir o kadar korkak geleceğinden.. Öyle alıştırılmışım.. Ha ne diyorduk? Her şey gelirdi aklıma.. Ve başından beri hep bildik bazı şeyleri.. Alışkanlık dedik geldik geçtik biz kanayan yaralara.. Aldırmadık çığlıklarına, kapanmam yalanlarına.. Sorun da onların yalan olmamasıydı zaten… Kime dokunsa ellerimiz, buz kesti karşımızdaki kişi.. Ne verdik ne alabildik bir gram sevgi… Ve kimse kalmadı kimseye… Kimse düşmedi hiç kimsenin acı çukurlarına… Kimse kanmadı yaratılan sevda oyunlarına..
Her şey gelirdi aklıma elbet bir gün.. Erteledik hep acıyacak yanlarımızı çünkü.. Bir gün getiririz aklımıza ne gelecekse dedik.. Zaten ağlayan yanlarımızıysa hiç düşünmedik… Ve sonunda geldiğinde son gün kimsenin canı acımadı kimseden başka… Çünkü kimse görmedi kimsenin acısını.. Herkes bencil kıvrımlarında inliyordu yalnızlığın, aşığı olmadan aşık olmanın.. Herkes bencil sevdalarında kendilerine düşen payı almış çekilmişti bir köşeye çünkü.. Sevmedikleri kişi sevemezdi onları.. Suçluydu eğer sevdiyse de… Ve ağır cezalar yüklenmeliydi onların sevenlerine.. Sevilmeden sevmek suçtu çünkü… Hapis cezaları verilmeliydi, karanlık odalarda… Ve boğulmalıydılar kendi gözyaşlarında… Ya da asılmalıydılar geceler boyu kokladıkları sevdiğinin saçlarıyla… Çünkü sevilmeden sevmek suçtu… Yasaklanmalıydı yüzleri ve tek bir damla gözyaşlarını sildikleri mendil gibi atılmalıydılar bir kenara… Çünkü eğer sildiysen onların gözyaşını, yanında olup ta birkaç sözle bile teselli verdiysen senden suçlusu, senden kötüsü yoktu bir daha.. Çünkü onlar bilmek istemezdi kendilerinden daha fazla sevebileceğini başka bir insanın; onu seven olsa bile.. Bu kadar da kıskançtılar kendi aşklarına ve aşıklarına karşı... Ve kendinden bezdirdiler seven canları...

Her şey gelirdi aklıma dedim ya.. Ama senin bu kadar kötü bir kalbinin olduğunu öğreneceğim, bu kadar bencil davranacağın hiç gelmezdi aklıma... Çünkü sen sevmeyi bilirdin aklımca... Ama her seven sevdiği kadar fazla... Herkesin canı acırdı aşıksa.. Ama kimse düşünmezdi kimsenin canını, kendi canı da acıyorsa ve aptalca daha fazla yandığını sanıyorsa... ve kendi bencilliğinde boğuluyorsa...

AnGeLuS

23.3.07

GÖKYÜZÜMMMM


Kafamı kaldırıp baktım.. ayrılık yaşanabilecek bir gün değildi verdiğin.. ağlamıyordu bulutların. Rezil edilmiş bir saatte, ayrılığın hemen peşinden, tek yapabildiğim kaçarcasına koşan adımları takip etmek yerine, kafamı kaldırıp sana bakmaktı işte. Çünkü yapayalnız olduğumu sandığım anda vurmuştu yüzüme güneşin. Saçlarıma şefkatle sarılmıştı rüzgarın.. gidişi yerine sonsuzluğun düşmüştü aklıma o rezil saatte. Yalnız olamam dedim, sen olanca hazinenle bana bakarken.. hissettirmeden sarılıyordun sen bana. Usulca. Canımı yakmıyordu sevgin başkalarının aksine. Tam da istediğimi veriyordun, hem aydınlık hem karanlık. Sıkışıp kalmıyordu minik yüreğim ikisinin arasına, ve saklanmıyordu artık bulutlarınla yarışan gözlerimin arkasına. Önüme sunuyordun tüm nimetlerini. Ben seni hep seveceğim diyordun, hiç söylemeden. Ben seni hep olmayan yüreğimde taşıyacağım diyordun, sen hiç bilmeden. Beni hep özleyecektin sen, özlenmeyi beklemeden.

Rezil edilmiş bir saatte, ayrılığın hemen peşinden, tek yapabildiğim kaçarcasına koşan adımları takip etmek yerine kafamı kaldırıp sana bakmaktı işte.. bir de yıldızların göz kırptı mı bana akşam olduğunda.. bütün evren benimdi o zaman. Ve zaten halihazırda senin. Tüm güzellikleri barındıran içinde, sendin.. bense sadece başkalarının acılarını sırtlamıştım, haddim bile olmadan. Kimseye ihtiyacım yoktu aslında. Ve olmayacaktı senden sonra… ya beni aldatırsan diye düşündüm aniden sonra. Yapar mıydın? Seviyordun bilirdim de, yapar mıydın? Yapmaz dedi bir ses. Güven ona. O ki tüm kalbini sundu sana. Oynaşırsa rüzgar başkasının saçlarında, güneş doğarsa başka birinin yüzüne umutla, ve yağarsa buz gibi karlar acıdan yanan bedenlere, ondan bilme. Bil ki o sadece seni sevecektir en saf haliyle.. ve bir gün gidersen eğer senin için ağlayacaktır o kapkara bulutları…

AnGeLuS


SENİ SEVİYORUM BİTANEMMMMMMMMMMMMM

18.3.07

GÖZBEBEĞİM

Umarsız dalıyor gözlerim karşı tepeden
Yerine bir başka şehir ışıldıyor
Nasılda arıyor ellerim kör ve dilsiz
Yerine bir başka koku sinmiş sanki
Kalbim seni soruyor, eski günleri arıyor
Bu ağlayan deniz benim değil

Hani nerede, hani gülüşün
Hani nerede, neredesin gözbebeğim

GÖKHAN KIRDAR
Tavsiye ederim çok güzel bi şarkı gerçekten...

KÖRDÜ GÖZLERİ!!!

Ben hiçbir derdine çare olamam sevdiğimin, dedi..
Çünkü gece kadar kördü gözleri..
Görmedi önünde birikmiş dağlar gibi çileyi, yani sevgiyi…

Aradaki hengamede kaybolurken bir türlü layıkıyla tutulmamış elleri,
Duymadı bir gıdım olsun sevgi diye inlerken gözlerinin bebeği..

Hayat bu kadar zor mu dedi birileri,
Çünkü tüm dertleri sırtlamıştı onların sevenleri…

Bembeyaz bir kuşun kanadına saplanan ok gibi yüreği şimdi…
Sıkışıp kalmış iki can parçasının arasına demirden elleri…

Kuş özgürdür uçmak ister minicik yüreği…
Ama izin vermez yürekten okun demirden elleri…

O kuş ama ebediyen özgürdür belki de şimdi..
Çünkü ok saplandığı gibi şiddetle çıktı kuşun bedeninden,
Hep olduğu gibi asi…

Kanlı ellerden atılan bir demir parçası şimdi yürek dediği..
Canını acıtmak bir yana,
Sadece kimselere yar etmemekti istediği…

Ve sonsuza dek sevecekti bıraksalar sevdiğini,
Önünde son kez çırpınsa bile yarinin gözleri…

Onu bu kadar severken birileri,
O ise ben hiçbir derdine çare olamam sevdiğimin, dedi..
Çünkü gece kadar kördü gözleri…

Angelus
İŞE YARAMAK ÇOK GÜZEL BİŞEYMİŞ...
YA DA HANGİ YÖNE GİTSEN DE HAYATTA ELİNDEN BİRŞEYLERİN GELEBİLECEĞİNİ GÖRMEKTE GÜZELMİŞ...
AMA EN GÜZELİ GAZETEDEKİ HABERİNİ GÖRÜNCE BABANIN OY OY OY OY OY'LAR EŞLİĞİNDE SANA SARILIP ALNINDAN ÖPMESİYMİŞ...

ANGELUS

15.3.07

BiZ SaDeCe YaŞarDıK


Yanımdan öyle telaşlı öyle vurdumduymaz ve öyle hayatı sırtlamış bi halde geçtiğinde bile ben sadece rüzgarını hissettim, varlığını değil.. bir de uçuşan saçlarının arkasından öylece bakakaldım.. donmuş zamanın saniyelerini saydım...
Bir zamanlar en sevdiğimdi.. zamanımı,mekanımı,içimi, dışımı, herşeyimi paylaştığım “dostum” dediğimdi. Birlikte gülerdi gözlerimiz ve birlikte yaş dökerdi sözlerimiz... biz sadece yaşardık... elmayı aynı yerinden tiksinmeden ısırır, ebelemeç oynadıktan sonra susamış boğazlarımız aynı su şişesine saldırırdı. Daha sonraki safhalarda saç örme aşaması, yok sen hangi parfümü kullandın, yok ona ne hediye alsam, şu gün ne giysem gibi evrelerden geçip küçük birer kadın olmaya başlardık.. biz o zamanlar sadece yaşardık.. aynı çocuk için şiirler yazar sonra birbirimize okuyup kaderin tüm cilvelerine inat ağlardık.. sıra altından çekilen kopyalar hissettirirdi yaşadığımızı ve bir de okulun bahçesindeki o hademe teyzenin ilkbaharda sürekli tepesine çıkıp sıcak çaylar yaptığı ıhlamur ağacı.. kovuğuna girip kendimize yeni dünyalar kurabileceğimizi sandığmız (çocukluk işte) ıhlamur ağacı.. birbirimize ilk yalan söyleyişimiz, birbirimizin sırrını ilk ele verişimiz, ilk sırt dönmelerimiz ve hayatımıza girip de anlamını yeni öğrendiğimiz ilk küsmelerimiz... her şeye şahit ıhlamur ağacı.. birbirimizi ilk kıskanmamız, sonra dayanamayıp her şeyi bağıra çağıra anlatmamız.. birbirimize verdiğimiz ilk sözler ve sonsuza kadar dostumsun tadında bir yalan söyleşimiz... dedim ya o zamanlar biz sadece yaşardık.. sonra farklı okullarda kopmaya direnecek surette birbirimizi her gün aramamız, kıskandırır gibi yeni arkadaşları anlatmamız, sonra bu aramaların allahın emriymiş gibi 2 günde, 5 günde, bir haftada, 15 günde , ayda, 3 ayda, 6 ayda, senede bire düşmesi ve sonra bir hiçlikte kaybolup gidivermesi... gelenin gideni aratmaması ve yeni dünyalar kurulması.. biz bunları sadece yaşadık...
Ve sonra bir akşam vakti yorgun argın sıcak evime yürümeye çalışırken birden yanımdan öyle telaşlı öyle vurdumduymaz ve öyle hayatı sırtlamış bi halde geçtiğinde bile ben sadece rüzgarını hissettim, varlığını değil.. bir de uçuşan saçlarının arkasından öylece bakakaldım.. donmuş zamanın saniyelerini saydım...
angelus

7.3.07

=((


gerçekten ne diyeceğimi bilmiorum.. çünkü böyle bir durumda ne denir bilmiyorum... belkide hiçbişey dememek en iyisi demek geliyor içimden onu bile nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum..
allah kahretsin ki hiçbişey bilmiyorum..
çırpındıkça batmak buymuş demek ki... uğraştıkça hüzüne gömülmek, hangi dala tutunsan elinde kalması buymuş..
ben böyle olsun istemezdim oysa... neyi istesem çekip gidiyor bir daha geri dönmemek üzere.. bu soğukluk bu aradaki buz gibi elle tutulmayan, gözle görülmeyen ama sadece hissedilen kütle bir türlü çıkmıyor aradan.. ve çırpındıkça daha da batıyor kararsız bedenlerimiz...
ben böyle olsun istemezdim oysa...
çünkü öyle bir anda geldi ki; en zor an olması işten bile değildi.. ben tam batmak üzereyken, bir ışık gelip kurtardı kendi gözyaşımda boğulmaktan.. abartıyor muyum bilmiyorum.. ama herkes yaralıydı... ve kimse sonra ne olacak anlayamadı... sonra tam işte zamanı geldi demişken birden herşey tersine döndü...
neden bilmiyorum ama böyle oldu... birşeyler için uğraştıkça daha da dibe gömülyoruz şimdi. bunun tek açıklaması bu... kimse (o bile, ben bile) bunun sonunun ne olacağını bilmiyor.
bu öyle bişeyki ne tamamen bağlanmak ne tamamen kopmak aralarda bi yerde kalmak, ARAF'ta olmak gibi... ne kadar çok sevap, o kadar çok günah ve yerin araf... benimse o kadar çok sevgim o kadar da çok acım var ki ne mutluluk yerim ne de hepten hüzün.. yerim sadece araf...
ne yapıcağımı bilmiyorum.. yerimi nasıl değiştireceğimi, o kahrolası zamanın bi gün nası lehime döneceğini (bugüne kadar hiç bir mutluluk vermedi çünkü hayatıma kattığı hep beklemekti,acıydı..) gerçekten bilmiyorum.. o araftan çıkıp cennette mutluluk içinde sefa sürmeyi, ya da herşeyi bırakıp cehennemde canım acıyarak yanmayı, nasıl becereceğimi bilmiyorum işte. ne bağlanabilmek birine sıkıca, ne de tamamen kopabilmek olabildiğince uzağa...
oysa ben gerçekten böyle olsun istememiştim..
tek istediğim birazcık mutluluktu doğru olup olmadığını bile hala bilmediğim insanda...
ve tek istediğim hala sadece birazcık mutluluk..
bu kadar zor mu demek geliyor içimden.. hiçbir bedel ödemeden yaşanmaz mı bu mutluluk? ve bedelini peşinen ödüyorsan ne olacak peki? ya mutluluğu elde edemezsen? beklediğin onca zaman, hissettiğin onca hasret, boşa mı gidecek? bunun hesabını kim verecek?
umut var mı yok mu bilmiyorum... seviyor mu sevmiyor mu bilmiyorum.. ve bunun için artık söyleyebileceğim hiçbişey kalmadı...
ben gerçekten böyle olsun istemezdim...

4.3.07

GÜLCE

Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gözleri bir red, bir davet
Gülce uzak uzak dolanır
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce semavi bir afet
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir beyaz sihir
Canıma bedel bir haz
Nar ve nurdan bir zehir
Gülce Araf`ta infaz
Bir tek bakışıyla suyum ısınır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenanndayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Cahil cesaretimi alem tanır
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarzdan
Deccal`dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce`den
Ödüm patlıyor Gülce`ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum


İbrahim Sadri/ Ömer Lütfü Mete

20.2.07

GÜNDÜZ VE GECE


Hani derler ya; sabahlara kadar aşkının şiddetinden uykusu kaçmamış, ağlamaktan gözleri acıdığı yandığı için bir türlü uykuya teslim olamamış, özlemekten karnına ağrılar girmeden sabahlara kadar hayal kurmamış kimse, nöbetini bitirip devreden geceyle, olacaklara sabırsız yeni günün buluşmasının güzelliğini hiç bilmemiş hiç görmemiştir…
Bizse hep erteledik düşlerimizi yeni güne kavuşan gecenin güzelliğini göre göre, aslında varlığını bile bile.. oysa sen de bilirdin aşkı, keza ben de.. doğru insanı aramakla geçmiş ömürlerdi bize rastlayanlar. Hep aşktan ezilmiş, gözleri kör olmuş yüreklere çarptı körebe oynayan bedenlerimiz. Avuçlarımızda hep sevdiklerimizin eli değil de soğuk kar taneleri vardı belki de. Yeni bir şarkıda gülen yüzler, bizim için yazılmış sözler.. sokakta hep mi sevdiğine benzeyen yüzler yürürdü insanın?
Oysa sen de bilirdin aşkı, keza ben de…
O gece bir yağmur bu kadar hızlı yağabilir demiştin yüzüme son kez bakmadan önce… ben son nefesini koklamadan, siluetin yavaş yavaş kaybolmadan hemen önce… hani şu onu sevdiğin beni üzmek istemediğin yalanını söylemeden hemen önce… hani yoluma devam etmemi, üzülmemi görmek istemediğini ekledikten biraz önce… akan gözyaşımı silmenden yıllar önce… elini kaldırman bir asır gibi gelmeden yüzyıllar önce…
Bense senin aşkı bildiğini, yeni doğan günün geceyi terk etmesinin güzelliğini hep gördüğünü sanırdım..
Oysa sen de bilirdin aşkı, keza ben de…
Hep aç yürekler şimdi. Kimse doyuramaz ki kimseyi.. her gözde şefkat aramaksa aptallık.. Birbirini incitmek için aşk oyunu yapan insanlar volta atarken, her defasında içi sızlayan günün geceye kavuşmasını bilenler kendilerine sıcak bir yuva arıyor şimdi. Allah’ın gazabından korumasının dilendiği aç yürekler saldırıyor meydanlara. Ama sen… farklı olan kimdi bilinmez.. sen ya da ben.. ne fark eder işte. Kader hep buluşturur demiştik hani.. olacaksa bir gün olacaktır. Ama zaman… zaman parçaladı yüzlerce aşkı bugüne kadar. Zaman esamesini okutmadı onca büyük aşkın… ama sen…
Oysa işte sen de bilirdin aşkı, keza ben de…
Kanatları emanet verilmiş yarın ölecek bir kelebek düşün…uçmaktan yorgun düşmüş gelir bi çiçeğin dalına konar.. çiçek mi suçludur kelebeğin aşkından? Kelebek gönlü yorgunken sıcak bir sığınak bulmuş ve onu kaybetmek istememektedir… fakat yarın ölecektir… çiçek mi suçludur kelebeğin aşkından?
Bir kelebek düşün… can çekişen çiçeğinin sıcak kucağında… gözleri yarı açık acıdan…kara bir yorgan gibi kaplayan gökyüzünü gece, nöbetini bırakıyor işte yeni güne… kelebek görür bu buluşmanın güzelliğini… çiçekse hiç görmez kelebeğin ruhunu tanrıya verdiğini…


angelus

22.1.07

YALNIZ

Karanlığa bakmak gibi bir şey;
Yalnızlık...
Ne ay ışığı ne yıldızlar ne de,
Yakamozların pırıltısı akar gözlerine...
Bir de tuzu biberi;
Sensizlik...
Beyaz gecelerin düşsüzlüğü..
İki tek atımlık efkar gizeminde,
toplar içini avuçlarına...
Bakar göremezsin...
İçer boğulursun...
Baklava standardı kaldırımlarda,
Sürünür adımların öfkeden...
Geçer balık gözler...
Şekil aynı,
Kafalar aynı...
ÇILDIRIRSIN...